Gün boyunca onlarca iş tamamlanır. Mesajlar yanıtlanır, ev düzenlenir, başkalarının ihtiyacı karşılanır. Gece olduğunda kişi verimli olduğu hâlde yaşamamış gibi hisseder. Takvim doludur; kendisi o takvimde yoktur.
Her şeye yetişmek neden bazen hayatla temasımızı azaltır?
Yapılacaklar listesi kimliğe dönüştüğünde
Görev tamamlamak yeterlilik ve kontrol hissi sağlar. Fakat özdeğer yalnızca üretkenliğe bağlandığında dinlenme, oyun ve amaçsız merak suçluluk yaratabilir. Kişi zamanı yaşam deneyimi değil, doldurulması gereken kapasite olarak görmeye başlar.
Sürekli talepler altında dikkat parçalanır. Zihin bir işi yaparken sonrakini düşünür; tamamlanan şey hissedilmeden liste ilerler. Böylece çok etkinlik vardır ama az temas bulunur. Sosyolog Hartmut Rosa (2019) bu durumu “rezonans” kavramıyla açıklar: hızlanan hayatta dünyayla karşılıklı, yanıt veren bir ilişki kurulamadığında etkinlik artsa da yabancılaşma büyür.
Kronos ve Kairos
Eski Yunan düşüncesinde khronos ölçülen, ardışık zamanı; kairos ise doğru ve nitelikli anı anlatır. Modern hayat çoğunlukla khronos üzerinden düzenlenir: saatler, teslimler, takvimler. Fakat bir sohbetin derinliği veya bir yürüyüşün canlılığı yalnızca dakika sayısıyla ölçülemez.
Her şeyi takvime sığdırmak, her şeye gerçekten katıldığımız anlamına gelmez. Kairos’u fark etmek bazen yapılacak işi artırmayı değil, dikkati tek bir yerde toplamayı gerektirir.
Tükenme yalnızca çok çalışmak değildir
Maslach, Schaufeli ve Leiter’in (2001) tükenmişlik derlemesi kronik iş talepleri, duygusal tükenme, işe yabancılaşma ve yeterlik hissindeki azalma arasındaki ilişkilere dikkat çeker. Her yoğunluk tükenmişlik değildir; fakat dinlenme ve kaynak yenileme imkânı bulunmadığında sürdürülebilirlik azalır.
Kişinin kendi hayatında olup olmadığını anlaması için şu sorular yardımcı olabilir: Bugün yalnızca bitirmek için değil, değer verdiğim için ne yaptım? Hangi anı gerçekten hatırlıyorum? Programımda karşılığı olmayan hangi ihtiyacım var?
Eksiltme cesareti
Çözüm her zaman daha iyi planlama değildir. Bazen bir görevi bırakmak, standardı “yeterince iyi”ye çekmek veya bir isteğe hayır demek gerekir. Boşluk verimsizlik değil, deneyimin yerleşeceği alandır.
Kendi hayatımıza dönmek için büyük bir kaçış gerekmeyebilir. Bir öğünü ekransız yemek, bir konuşmada başka iş yapmamak, takvimde yalnızca dinlenmeye ayrılmış bir alan bırakmak başlangıç olabilir. Hayat tamamladığımız işlerin toplamı değildir; o işleri yaparken nerede olduğumuz ve neye temas ettiğimizdir.
Takvimde özneye yer açmak
Bir haftalık takvime yalnızca görevler değil, enerji etkileri de işaretlenebilir: Hangi etkinlik tüketti, hangisi besledi, hangisi yalnızca alışkanlıktan sürdü? Bu kayıt, zaman yetersizliği gibi görünen sorunun bazen öncelik ve sınır sorunu olduğunu gösterebilir.
Gün içinde geçiş anları oluşturmak da önemlidir. Bir toplantıdan diğerine koşmak yerine iki dakikalık ara vermek, biten işi zihinde kapatmak ve sıradaki etkinliğin amacını hatırlamak parçalanmayı azaltır. Kısa aralar kayıp zaman değil, dikkatin yeniden toplanma süresidir.
“Her şeye yetişmek” çoğu zaman ölçütü belirsiz bir görevdir. Kimin her şeyi, hangi standartta? Bazı sorumluluklar paylaşılabilir, ertelenebilir veya hiç yapılmayabilir. Eksiltmek ilk anda suçluluk yaratabilir; fakat hayatımızdaki varlığımızı artırıyorsa bu suçluluk yanlış bir kararın değil, eski bir hız kuralının gevşediğinin işareti olabilir.
Takvimde yer açmak
- Takvimimde bana ait olduğu hâlde sürekli ertelenen ne var?
- Hangi işi “yeterince iyi” yapmak gerçek bir zarar yaratmaz?
- Bugün bitirdiğim şeylerden hangisini gerçekten deneyimledim?
Verimlilik yaşamı destekleyen bir araçtır; yaşamın ölçüsü olduğunda özneyi görünmez kılar. Bazen daha azına yetişmek, bulunduğumuz yere daha çok varmak anlamına gelir.
Bu değişim için haftada tek bir “çıkarma kararı” seçilebilir. Gereksiz bir toplantıyı reddetmek, ev işini paylaşmak, bildirimleri belirli süre kapatmak veya beklentiyi yüzde yüz yerine yeterince iyi düzeyine indirmek gibi. Açılan zamanı hemen başka görevle doldurmamak önemlidir. O boşlukta oluşan suçluluk gözlenebilir; ardından dikkat seçilmiş ilişkiye, bedene veya dinlenmeye verilebilir. Böylece eksiltme soyut bir fikir değil, hayatın içinde yer açan somut bir davranış olur.
Bilimsel Atıflar
- Maslach, C., Schaufeli, W. B., & Leiter, M. P. (2001). Job burnout. Annual Review of Psychology, 52, 397–422. https://doi.org/10.1146/annurev.psych.52.1.397
- Rosa, H. (2019). Resonance: A sociology of our relationship to the world (J. C. Wagner, Çev.). Polity.
